otel dekorasyon

başa dön
15 TEMMUZ
1408 defa Okundu

Brani&Desi Tasarım Stüdyosundan Renklerin ve çizgilerin ritmi…

Brani&Desi Tasarım Stüdyosundan Renklerin ve çizgilerin ritmi…

"Renk, ruhu doğrudan etkileyen bir güçtür. Renk araçtır. Sanatçı ise onu kullanan eldir." Wassily Kandinsky

Ana hedefi  geometrik formlar, renkler ve onların işlevleriyle yaratıcı mekanlar oluşturmak olan Brani & Desi Tasarım Stüdyosu, Bulgaristan'da hizmet sunuyor. Bulgaristan'ın Sofya kentinde tasarladığı bu ev ise, hem duyguları hem de kişisel iç dünyayı ortaya çıkaran ve bunu gerçekleştirirken renklerden ilham alan "Ekspresyonist Sanat"ın izlerini taşıyor. Dışavurumculuk hareketini en iyi yansıtan Rus ressam Wassily Kandinsky'nin "renkler ruhu doğrudan etkileyen güçtür." fikrinden yola çıkan tasarımcılar, beyaz büyük alanlar üzerinde kullandıkları renkler ve geometrik hatlarla, kendi içinde bütünlüğü olan sıra dışı bir mekanın kurgulayıcısı oluyorlar.

Hayat ekspresyonizmin içinde…

Projenin orijinal adı, "Life in Expressionism". Ev sahipleri de sanatı yaşamlarının tam merkezine almış kişiler. Tasarımcılar Branimira Ivanova ve Desislava Ivanova, projenin özünü şu şekilde aktarıyorlar… "Projeye bu ismi verdik, çünkü kullandığımız tüm renkler ve formlar ekspresyonist sanat hareketinden doğdu. Ve bu mekanda yaşamak fiziksel bir deneyimdense, ruhsal bir deneyimi taşıyor. Mekanda dominant olan keskin geometrik formlar ve renklerle beraber kurgulanan ahenkli akış, sıcak ve coşkulu bir his yaratıyor. Güven, keyif, konfor ve yaratıcılık fikirleri arasında gidip gelen mekanın duygusu, tamamen bireysel bir yaşam tutkusunun dışavurumu olarak ortaya çıkıyor. Mekandaki hareketlilikse, temel renk olan beyazla sakinleşiyor; renkler ve formlar arasında etkin bir duraklama sağlıyor."

Renkler ve biçimler sonsuz olduğuna göre, birleşimleri de etkileri de sonsuzdur. Sonuçta bitip tükenmez bir malzemedir bu. (Wassily Kandinsky)

Dışavurumcu ressam Kandinsky'nin de belirttiği gibi "renkler duygulara seslenen güçlü efektlerdir." fikrini mekana taşıyan projede, yaşam alanları da renklerin yaratacağı duygulanımlarla belirlenmiş. Mutfakta son derece güçlü ve kışkırtıcı renkler kullanılmış. Enerji yüklü parlak kırmızılar ve turuncular, yaratıcılığı yansıtırken, saflık sembolü olan beyaz ile dengelenmiş. Yemek odasında sakinlik ön plana alınmış. Ruh ve beden üzerinde dinginlik yaratacak, rahatlatacak maviler, yeşiller ve kışkırtıcı grafiksel formlarla tasarlanmış.

İçinde sarı ve turuncu olmayan mavi yoktur…  (Vincent Van Gogh)

Mekanın yaşam odasında sadece dinlenmek ve sohbet etmek için bir renk kurgusu oluşturulmuş. Yeşilin ve tonlarının huzuru, kırmızı rengin ateşleyici etkisiyle dengelenmiş. Yaşam odasına konumlandırılmış merdiven aracılığıyla ulaşılan yatak odasındaysa mavi, mor ve sarı renklerle rahatlatıcı ve ferah bir atmosfer yansıtılmış. Kütüphane ve fitness alanında da fiziksel gerçeklikten öte duygusal bir deneyim için renk kombinasyonları hazırlanmış. Renklerin de tıpkı müzik gibi titreşim yarattığını söyleyen Marc Chagall'ı destekler tonda projelendirilmiş.

Her mekanın kurgusuna farklı bir ruh katan bu proje için ev sahipleriyse şu ifadeleri kullanıyor: "Mekanlar ilk bakışta göze karmaşık gelse de yaşandıkça kendi düzenini kurgulayan, bizimle birlikte nefes alan, değişen ve yaratıcı ruhu körükleyen bir ritme sahip…"