otel dekorasyon

başa dön
09 NİSAN
1142 defa Okundu

AHÇ Evi, geçmiş ile bugünün ahengine tanıklık ediyor

AHÇ Evi, geçmiş ile bugünün ahengine tanıklık ediyor

 “13.Batı Akdeniz Mimarlık Sergisi ve Ödülleri” kapsamında yapı dalında ödüle layık görülen AHÇ evi geçmiş ile bu günün ahengini yansıtıyor.

Her eski evin bir hikayesi vardır. Geçmişten günümüze uzanan… Antalya Kaleiçi’ndeki AHÇ Evi de hikayesi olan evlerden biri... Kültürel bir varoluşun, anılara ve tarihe saygının sembolü olan AHÇ, Selanik’ten muhacir olarak Antalya’ya gelen bir ailenin anılarıyla dolu. AHÇ, üçüncü neslin, aile yadigarı evi kullanmak istemesi üzerine geçmişin değerleri, geleceğin beklentileri ile yeniden inşa edildi. AHÇ Evi’nin mimari tasarımını üstlenen Rem Mimarlık’ın ortaklarından Yüksek Mimar Zeynep Esengil, “AHÇ Evi, kültürel bir varoluşun, toplumsal bir üretimin bugün yeniden inşasıdır. Yapı, bir taraftan geçmişten getirdiği değerleri taşırken, diğer taraftan içinde yer aldığı çok katmanlı yapının bugününü temsil ediyor. Yapının dış kabuğu Kaleiçi’nde olmanın gereklerini taşırken, iç mekân gündelik yaşam pratikleri çerçevesinde yeniden şekillendi” açıklamasını yapıyor.

19. yy’da inşa edildi

AHÇ Evi, Kaleiçi’nde koruma bölgesi sınırları içinde oldukça dar bir parselde yer alan, taban alanı 85 metrekare olan ve iki kattan oluşan tescilli yapının 19. yüzyılın sonralarında inşa edildiği düşünülüyor. Yapıldığı dönemde daha büyük bir ev iken ilerleyen dönemde ekonomik nedenlerden ötürü yapı ortadan bölünerek iki ayrı konuta dönüştürülmüş ve doğu yönüne ıslak hacim eklenerek yapı genişletilmiş. Bu değişikliklerin Rumların yaşadığı döneme denk geliyor. Evin mübadele sonucu terk edilmesinin ardından Selanik’ten Türkiye’ye döndüğü dönemde bu eve yerleşen ailenin kızı Ayşe Çerçiler’in de anlattıkları bunu doğruluyor. Ayşe Çerçiler, evlerinin geçmişi ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Annem, babam muhacir gelmişler Selanik’ten. Buraya geldiklerinde annem 16, babam 19 yaşındaymış. Çocukları yokmuş daha. Ellerinde ne varsa orada bırakmışlar. Burada ise iş yok güç yok. İnsan başına 10 dönüm tarla, bir de ev veriliyor. O kadar… Annemle babama 20 dönüm tarla, bir de ev veriyorlar. Annemlerin Kaleiçi’deki evi bölünmüştü. Rumlar evi büyük yapmış, çoluğu çocuğu oldukça bölmüş. Ben de 1932’de bu evde doğdum ve 1953 yılında evlenene kadar bu evde oturdum. Annem ve babam da yaşadıkları sürece başka bir evde oturmadılar.” 

Yapı, 2004 yılında mail-i inhidam durumunda olduğunun belirtilmesi üzerine yıkılmış. Antalya Kaleiçi Koruma Amaçlı İmar Planı’nın bu yapıyla ilgili getirdiği karar doğrultunda konstrüksiyon projesi cephedeki özgün malzeme özellikleri korunarak, çağdaş teknoloji ve malzemeler kullanılarak betonarme sistemle yeniden inşa edilmiş.


 

“İnsan ve toplum gerçekliğinin bir ürünü olan yapı geçmişin izlerini taşırken diğer taraftan bugünün yaşam pratiklerine de uyum sağlamalı. Geleneksel konut yeniden inşa edilirken içinde yaşayacaklara bir sahne olmanın ötesine geçerek onlarla bugünü yeniden deneyimlemeli” diyen Yüksek Mimar Zeynep Esengil, bu düşünceler ışığında, plan kararının olanak tanıdığı esnekliğin önemli bir fırsat olarak değerlendirildiğini ve planın bugünün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlendiğini belirtiyor.

Yapının taban alanının az olması nedeniyle zemin ve üst katta açık mekânlar elde etmek üzere iç duvarlar kaldırılarak daha geniş yaşam alanları elde edilmiş. Zemin kat birçok insanın birlikte vakit geçirebileceği açık ve kapalı alanlar sunarken, üst kat daha çok özel yaşama ayrılmış. Bugünün şartları iç mekân kurgusunu ve arkitektonik dili belirleyen önemli bir unsur olmuş.



Mimari Tasarım: Zeynep Esengil / Rem Mimarlık

İşveren: Haluk Çerçiler

Statik: Akın Akıncı

Mekanik: Hüseyin Canöztürk

Elektrik: Akif Yayan

İnşaat Alanı: 175 m²

Yapım Türü: Betonarme

Proje Tarihi: 2014

Yapım Tarihi: 2014 - 2015