otel dekorasyon

başa dön
05 EYLÜL
2075 defa Okundu

1 SANATÇI 1 ATÖLYE

Merhaba Sevgili Projem Dergisi Okurları,

Bundan böyle bu sayfalarda ve gelecek sayılarda “Bir Sanatçı Bir Atölye” olarak Antalya sanat ortamından, atölyelerden sesleneceğim sizlere. Öncelikle bol sanat günleri dilerim. Editörüm kendinden bahset deyince, kendimden bahsetmeyi hiç bilemedim; “sürç-i lisan edersek affola” kendi resmimi, kendi heykelimi yaparım ama kendimden bahsetmeyi hiç bilemediğim gibi ayrıca utanırımda! Yaptığım işlerde kendimi yeterince anlattığımı düşünüyorum. “İnsan ancak sanat yaparak kendini ifade edebilir” diyor Emanual Kant.

Fransa’da insanların zenginlikleri evinin duvarlarındaki orijinal resimlerle, bahçesindeki mermer heykellerle belli olur. “Marifet iltifata tabidir” Hem madden hem manen. Sanat tüketicileri artık bu sözü unutmuş gibiler bugün! Floransa’da Medici ailesi olmasaydı Rönesans gerçekleşemezdi! Bizde bir Rönesans olmaya olmaz da, hiç değilse sanat alıcıları kişisel olarak bile sanat tüketseler, bugün Türkiye’de sanatçılar daha özgür olurlardı. İnsanımız evin en lüksünü, arabanın en lüksünü alıyor (!) ancak evine bir sanatçıdan resim alıp duvarına asmayı akıl edemiyor ne yazık ki. Sanata madden ve manen katkı da bulunmanız dileğiyle. Yüreğinizden sanat aşkı hiç eksilmesin.

Bir sonraki sayıda görüşmek umuduyla.


Muhittin Selamet 1943 yılında Antalya’da doğdu. Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulunu ( Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) 1969 Yılında bitirdi. İlk Sergisini 1978 yılında açan sanatçı, çalışmalarını Antalya’da ki atölyesinde sürdürmektedir.

Soru 1- Resim yapma hikayeniz nerede ve nasıl başladı?

Antalya 1943 doğumluyum. İlk resim yapma heyecanlarını 5 yaşlarındayken ablamın defterlerine kitapların boş sayfalarına çevremde gördüğüm figürleri çiziktirerek yaptığmı anımsıyorum. Bunları hala saklarım.

Soru 2- Bu süreçte anımsadığınız bir anınız var mı?

Ablam annemlere sık sık şikayet ederdi. Ama ilkokul 3. Sınıfdayken 2. Sınıfların resim derslerinde kara tahtaya renkli tebeşirlerle konulu resimler çizmekle görevlendirildim. Bu orta okulda tabiat derslerinde yine renkli tebeşirle çiçek, böcek şemaları çizmekle devam etti. Üstelik bu görevler ders öncesi tenefüste verilir, böylece bizim teneffüs yanardı.

Soru 3- Resim yapma isteğinizi birilerinin fark etmesiyle mi , yoksa kendiniz mi keşfettiniz?

Yukarıda bahsettiğim kalem-tebeşir çizimlerinin yanı sıra ilkokulda yağlı boya resim denemem oldu. Tabi bu bilgi eksikliğinden, vernikli kutu boyalarla ahşap üzerine bir denemeydi. Boyalar aktı, renkler birbirine karıştı. Kısaca; başarısız bir denemeydi ama şunu söyleyebilirim erken yaşlarda resim yapma hevesi gelişti.

Soru 4- İlk serginizi ve ilk resminiz ne zaman satın alındı, alanı hatırlıyor musunuz?

İlk Kişisel sergim Taksim Sanat Galerisinde oldu, Yıl 1978. 1981’de aynı galeride 2. Kişisel serrgimde 3 resim sattım. İkisinin alıcısı Ömer Uluç’un eski hanımı “Yanık Saraylar”’ın yazarı Sevim Burak’tı.

Soru 5- Bugün sizce Türk Resim Sanatı nerede ve size göre olması gereken yerde mi?

Türk resimi deyince aklımıza İstanbul geliyor. Son 15 seneye baktığımızda zengin ailelerin, bunların başında Sabancı Ailesi, Koç Ailesi, Eczacıbaşı Ailesinin resme yaptıkları yatırımlar geliyor. Bunun sonucunda Sabancı’nın Köşkü Müzeye dönüştü. Eczacıbaşı ailesi Karaköy rıhtımındaki depoları satın alarak Türkiye’de ilk olarak Modern Sanat Müzesini kurdular. Koçlar Pera’yı alarak önemli Sanat merkezi şekline dönüştürdüler. Bu hamleler sonrasında oralarda çok önemli sergiler açıldı. Daha evvel yapıtlarını röprödüksiyonlardan tanıyabildiğimiz Picasso, Dali, Miro gibi sanatçıların orijinal yapıtlarını yakından görme olanağı buldu İstanbul halkı. Doğal olarak bu hamleler Türk sanatına, sanatçısına olumlu yansıdı. Daha sonra dünya sanatında kendisine yer bulan Festivaller, Bianeller oluştu. İstanbul adeta sanatçı akınına uğradı. Dünya’da ses getiren sergiler açıldı. Dolayısıyla bu Türk resmi için bir kazançtı. İstanbul’da olan bu hareketliliğin diğer büyük şehirlerimizde de yansıması halinde Türk Plastik Sanatı adına iyimser bir gözle, geleceğe bakabiliriz.

Soru 6- Kaç Kişisel sergi açtınız? Açtığınız galerileri hatırlıyor musunuz?

14 Kişisel Sergi açtım. Taksim Sanat Galerisi, Cafe Aktüel,Parmakapı İş Bankası Sanat Galerisi, Kalkınma Bankası Galerisi, Orkun-Ozan Sanat Galerisi, Galeri Gözde, Ansan sergi açtığım galeriler.

Soru 7- İşlerinizi Türk Resim Sanatı içinde bir yere koyarsak, neler söylerdiniz?

Ben figüratif anlamda çalışan dışa vurumcu diye bileceğiniz bir resaamım. Elimden geldiğince Çağdaş Sanatın çok gerisinde kalmamaya çalışıyorum. Dünde, bugünde geçerli oılan birçok parametler var başarı için. Bunlardan en önemlisi insan ilişkileri ne yazık ki Türkiye’de bu ilşkileri kuvvetli tutanlar başarılı addediliyor gibi bir inanca sahibim. Yani sanatın yanında biraz tüccar da olmak lazım. Gün be gün yeni yeni iletişim araçlarının ortaya çıkması bir çok önem verdiğimiz değerlerinde alt-üst olmasını sağlıyor.

Soru 8- Türk Resim sanatıyla Dünya Resim sanatı sizce bugün olması gereken yerde mi?

Plastik sanatlar her Y.Y’da çağının gerektirdiği Teknik politik gelişmelerinden faydalanmasını bilmiştir. Bilhassa 20.yy son çeyreğinden itibaren hızla gelişen teknolojiyle beraber çeşit çeşit uygulamalar yaşanmıştır. Plastik sanatlarda bunların en önemlileri, Soyut Dışa Vurumculuk (Andre Mason, Koonine), Kinetik Sanat (Jean Tinguely), Happening (Oluşum), Hiperrealizm (Robert Bechile), Kavramsal Sanati Opart, Popart, Postmodernizm, Enstalasyon’dur.

Soru 9- Etkilendiğiniz ya Etkilediğiniz sanatçılar oldu mu?

Kuşkusuz resim sanatıyla uğraşan herkesin etkilendiği sanatçılar vardır. Bunlardan bazıları El Greco, Goya, Cezanne, Max Ernst, Fracis Bacon gibi, etkilediğime gelince bunu bilemem.

Soru 10- Yakınlarda Sergi var mı?

Yakınlarda sergi yok; hazırlık var.

Soru 11- Yaşadığın kentteki sanat ortamı konusunda görüşleriniz nedir?

Antalya turizmde kuşkusuz bir başkent. Ama resim sanatı için hiçte iyimser değilim. Antalya’ya yerleşmiş 2000’ne yakın ressam, birçok resim atölyesi varmış. Antalya resim sanatına hiçbir katkısı olmayan kaos ortamı dernekler var. Kuzum bu derneklerin görevi sadece üyelerine sergi açmak mıdır? Antalya için hiçbir proje üretmezler. Ses getirecek, Antalya adını resim sanatı adına Türkiye veya dünyaya açılacak projelerden söz ediyorum! Bunun için yapılacak girişimlerden söz ediyorum! Bunun için çalışacak yürekli dernek başkanlarından söz ediyorum! Türkiye çapında geçmişte yapılan sempozyumlardan söz ediyorum. (Burada Rahmetli Esen Emekçil’in adını anmak isterim. Çabalarına Mehmet Işıklı dostumla şahsen şahidiz.) zenginleri harekete geçirecek çalışmalardan söz ediyorum!