otel dekorasyon

başa dön

Farkındalık ve Analiz

FARKINDALIK ve ANALİZ

Herkese yeniden Merhaba… Bu yazımda Türkiye’de inşaat sektörünün mevcut durumuna değinmek istiyorum. Kısacası keyfimizi bozmaya geldim :) Gelin biraz gerçeklerle, rakamlarla ve raporlarla yüzleşelim… Neden tüketimi azaltmamız gerektiğini, neden dünya mimarlarının üzerine basa basa sürdürülebilirlikten bahsettiğini önce bir anlayalım. Anlayalım ve bilinçlenelim ki çeşitli yayınlarda okuyacağınız yazılara ya da gelecek sayılarda yazacaklarıma daha duyarlı olabilesiniz. Her toplumun elbette ayrı bir kültürü var ve buna bağlı olarak sorunlara yaklaşımları da çözümleri de farklılık gösteriyor ama ne yazık ki bizdeki kültür farklılığından ziyade umursamazlık. Toplumumuzda işgücü potansiyelimiz yüksek olmasına rağmen riski seviyoruz, profesyonellikten hep bir adım uzaklaşıyoruz. Öncelikli kriterlerimiz için sorunları günü kurtaran çözümlerle geçiştiriyoruz ve ne yazık ki son noktasında ciddiyetle ele alıyoruz yada alamıyoruz - çok geç oluyor. Diğer çoğu toplum ile aramızdaki en büyük aşılamayan farkta tam olarak budur; FARKINDALIK…

Türkiye’de inşaatın istisnasız her ilde artış gösterdiğini çok rahatlıkla anlayabiliyoruz ancak hangi oranda ne kadar hızlı arttığının farkında mısınız? Her yıl ilgili kurumlar tarafından sektörlere göre istatistikler yayınlanıyor ve kendi içinde yapı strüktür tipleri ve bina kullanım amaçları gibi birçok alt başlıkta inceleniyor. Ancak geneli değerlendirebilmek için toplam inşaat alanlarını (yüzölçümlerini) baz alarak son 6 yılın incelemesini yaptım. Bu doğrultuda 2009 ve 2014 arasında ki yılların ilk 9 aylarının istatistik bilgilerini tablolardan takip edebilirsiniz. İlgilenen arkadaşlarla detaylı dosyalarını da paylaşabilirim.

İlk tabloda, 2011 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yılın ilk dokuz ayına göre belediyeler tarafından Yapı Ruhsatı verilen yapıların yüzölçümünde % 8,3, bina sayısında % 8,3 oranında düşüş olurken değerinde % 3,3 artış olmuştur. 2011 yılının ilk dokuz ayında Yapı Ruhsatına göre yapıların yüzölçümü 82 552 433 m2 iken  bunun 48 011 436.m2’si (% 58,1) konut, 20 771 103 m2’si (% 25,2) konut dışı ve 13 769 894 m2’si (% 16,7) ise ortak kullanım alanı olarak gerçekleşmiştir

İkinci tabloda, 2014 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yıla göre belediyeler tarafından yapı ruhsatı verilen yapıların bina sayısı %25,6, yüzölçümü %39,2, değeri %54,4 oranında arttı. Yapı ruhsatı verilen bina sayısında her geçen yıl kendi içinde tutarlı bir artış gözlemlenirken 2011 yılında %3,3 bina değer artışı sadece 3 yıl sonra %54,4’lere yükseliyorsa - DİKKAT algılarımızı açalım – uyarısına kulak tıkamayalım . 2014 yılı raporunu daha detaylı incelersek; yapıların toplam yüzölçümü 173,1 milyon m² iken; bunun 98,1 milyon m2’si (%56,6) konut, 46,4 milyon m2’si (%26,8) konut dışı ve 28,6 milyon m2’si (%16,6) ise ortak kullanım alanı olarak gerçekleşti. Kullanma amacına göre 124,8 milyon m² (%72,1) ile en yüksek paya iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bunu 9,6 milyon m² (%5,6) ile kamu eğlence, eğitim, hastane veya bakım kuruluşları binaları izledi. Yapı sahipliğine göre, özel sektör 151,6 milyon m² (%87,6) ile en büyük paya sahip oldu. Bunu 18,8 milyon m² (%10,8) ile devlet sektörü ve 2,8 milyon m² (%1,6) ile yapı kooperatifleri izledi.

İllere göre 29,6 milyon m2 (%17,1) ile İstanbul en yüksek paya sahip oldu. İstanbul’u, 18,8 milyon m² (%10,9) ile Ankara, 7,8 milyon m² (%4,5) ile Bursa illeri izliyor.

Yenilerin hepsi ihtiyaç mı yoksa kazanç odaklı hırs eserleri mi? tartışmayacağım. Sadece yüzölçümünde ki milyonları düşünelim… Her yıl beton yığınlarına azımsanmayacak kapasitede yenileri ekleniyor hem de artan bir ivme ile. Peki bu denli büyük inşaatlardan ne kadar atık çıkıyor tahmin edebiliyor musunuz? İnşaat süreci bir şekilde bitti diyelim, bina kullanım ömrü boyunca ne kadar enerji tüketiyor bilincinde olanınız var mı? Sizden biraz düşünmenizi, biraz da olaylar arasında ki bağlantıyı kurgulamanızı istiyorum. Aklınızda bir soru işareti dahi oluşturabildiysem şahane.

Görüşmek üzere…